13 Nisan 2013 Cumartesi

Yaşasın Sosyal Paylaşım

Yeni nesiller bilmez ama biz eskiden tam da bu resimdeki gibi yaşıyorduk.

Telefon defterimiz ve çevirmeli telefonumuz vardı. Evdeki telefon salonda durur ve arkadaşlarla yapılan konuşmalar da anneden babadan gizlenmek için şifreli olurdu. 

Örneğin İTÜ'de okurken serviste sigara içeceksek, yani ertesi güne sigara lazımsa, telefondaki şifremiz E5 idi. Kısaca "E5 var mı?" diyerek anlaşırdık. Ama tabii ki bu şifreler önceden belirlenirdi. Şimdi ise BBM  veya Whatsapp yeterli.

Yabancı dilimizi geliştirmek için dünyanın dört bir yanından mektup arkadaşları edinir, zarflardaki pulları da biriktirirdik. Pul biriktirme diye birşey vardı.

Fotoğraflar tab edilirdi, itinayla albümlerde saklanırdı. Aynı karedeki arkadaşlara da birer tane yaptırılırdı. Negatifler rutubetsiz bir yerde muhafaza edilirdi ki, ileride lazım olursa çoğaltılabilsin.

Arkadaşlarla ortak program yapılıyorsa, telefon zinciri kurulurdu, herkes birbirini arardı. Bu arada buluşma yerini doğru bilmek, zamanında gitmek de önemliydi.

Galatasaray Lisesindeki sıra arkadaşım genelde geç kalırdı, fakat cep telefonu diye birşey olmadığı için yağmur da olsa, kar da olsa; buluşma yerinde dikilmek adettendi. Aksi halde buluşamaz, birbirinizi kaybedebilirdiniz.

Ama iyi tarafları da yok değildi, arkadaşlarla buluştuğunuzda zamanın farkına varmayıp geç kaldıysanız, bahanesi hazırdı, otobüs bozulabilir veya dolmuş kuyruğu kendini aşmış olabilirdi... Anne babalarımızın bizi cep telefonundan taciz etme imkanı da, arkadaşımızın cep telefonunu arayarak kontrol etme şansı da yoktu.  

Herşey daha gizemliydi, paylaşım birebirdi, şimdi ise sağır sultan bile anında duyuyor.

Artık her daim networkte ve birbirimize bağlıyız. İnternet herşeyimiz.
Hatırlayamadığımız birşey olduğunda hemen Google Baba'ya danışıyoruz.
Eskiden ayaklı gazete lakaplı insanlar vardı, şimdi onlar da tarih oldular. Yerini Google aldı.

Ama gene de yaşasın internet, yaşasın sosyal paylaşım.

Yazan: +Elif Bilge